HUKUKİ EHLİYETSİZLİK AYIRT ETME GÜCÜ OLMAMASI NEDENİYLE (YAŞ KÜÇÜKLÜĞÜ, AKIL HASTALIĞI, AKIL ZAYIFLIĞI, SARHOŞLUK...) TAPU İPTALİ DAVALARI-İSTANBUL AVUKATI

Anasayfa / Blog / HUKUKİ EHLİYETSİZLİK AYIRT ETME GÜCÜ OLMAMASI NEDENİYLE (YAŞ KÜÇÜKLÜĞÜ, AKIL HASTALIĞI, AKIL ZAYIFLIĞI, SARHOŞLUK...) TAPU İPTALİ DAVALARI-İSTANBUL AVUKATI


HUKUKİ EHLİYETSİZLİK AYIRT ETME GÜCÜ OLMAMASI NEDENİYLE (YAŞ KÜÇÜKLÜĞÜ, AKIL HASTALIĞI, AKIL ZAYIFLIĞI, SARHOŞLUK...) TAPU İPTALİ DAVALARI-İSTANBUL AVUKATI

 

Bir önceki makalemizde kanuna aykırı, usulsüz ve yolsuz düzenlenen tapu kayıtlarına uygulamada sıklıkla rastlandığını ve bu tür durumlarda açılabilecek olan tapu iptali ve tescil davalarını genel hatlarıyla açıklamıştık. Bu yazımızda hukuki ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptal ve tescil davalarına yer vereceğiz. HUKUKİ EHLİYETSİZLİK NEDENİYLE TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI Medeni Kanunun 9. Maddesi gereği tapuda taşınmazın devir işlemi yapılırken işlemi yapan herkesin devir anında temyiz kudretine ve fiil ehliyetine sahip olması şartı aranmaktadır. MEDENİ KANUNUN ŞART OLARAK ARADIĞI TEMYİZ KUDRETİ NEDİR? Temyiz kudretini ayırt edebilme gücü olarak özetlemek mümkündür. Temyiz kudretine sahip bireylerin davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilmesi gerekmektedir. Herhangi bir sebepten ötürü akla uygun hareket etme yeteneğini kaybetmiş kişiler fiil ehliyetine sahip değildir. Örnek vermek gerekirse akıl hastalığı veya akıl zayıflığı olan bireylerin, sarhoş ya da madde etkisi altında olanların, 18 yaşından küçük bireylerin ya da benzeri bir sebepten ötürü akla ve mantığa uygun şekilde hareket etme yeteneği olmayanların fiil ehliyetine sahip olmadığını söyleyebiliriz. Tapu iptal ve tescil davalarına konu olan durumlardan birisi yukarıda açıkladığımız şekilde fiil ehliyetine sahip olmayan kişilerin yaptığı gayrimenkul satış işlemleri ve tapuda gayrimenkul devirleridir. Bu işlemler hukuka aykırı olup yapılan işlem aleyhine tapu iptali ve tescil davası açmak mümkündür. Türk Medeni Kanunu’nda fiil ehliyetini de ayrı bir başlık altında düzenlenmiştir: Fiil ehliyetine sahip bireyler “kendi fiili ile hak edinebilir ve borç altına girebilir” . Bu durumda fiil ehliyetine sahip olmayan kimseler tarafından tapuda işlem yapılamayacağı gibi hukuka aykırı şekilde yapılan bu işlemler için tapu iptali ve tescil davası açmak mümkündür. Tapu iptal ve tescil davalarının diğer sebeplerinde olduğu gibi hukuki ehliyetsizliğe dayanılarak açılacak tapu iptal ve tescil davasında düzenlenen herhangi bir zamanaşımı süresi bulunmamaktadır. YARGITAY 1.HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2012/2231 Karar Numarası: 2012/7459 Karar Tarihi: 08.06.2012 “Bilindiği üzere; davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Medeni Kanunun “fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir” biçimindeki 9. maddesi hükmüyle hak elde edebilmesi, borç (yükümlülük) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlamış. 10. maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin (reşit) olmayı kabul ederek “ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.” hükmünü getirmiştir.”Ayırtım gücü” eylem ve işlev ehliyeti olarak ta tarif edilerek aynı yasanın 13. maddesinde “yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk yada bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır. Hemen belirtmek gerekir ki, Medeni Kanununun 15. maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyi niyetli olması o işlemi geçerli kılmaz. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı 11.06.1941 tarih 4/21) Yukarıda sözü edilen ilkelerin ve yasa maddelerinin ışığı altında olaya yaklaşıldığında bir kimsenin ehliyetinin tesbitinin şahıs ve mamelek hukuku bakımından doğurduğu sonuçlar itibariyle ne kadar büyük önem taşıdığı kendiliğinden ortaya çıkar. Bu durumda, tarafların gösterecekleri, tüm delillerin toplanılması tanıklardan bu yönde açıklayıcı, doyurucu somut bilgiler alınması, varsa ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ait doktor raporları, hasta müşahede kağıtları, film grafilerinin eksiksiz getirtilmesi zorunludur. Bunun yanında, her ne kadar H.U.M.K.’nun 286 maddelerinde belirtildiği gibi bilirkişinin “rey ve mütalaası” hakimi bağlamaz ise de, temyiz kudretinin yokluğu, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hakimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir. Hele ayırt etme gücünün nisbi bir kavram olması kişiye eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli tıp kurumundan rapor alınmasını da gerekli kılmaktadır. Esasen Medeni Kanunun 409/2 maddesi akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörmüştür. Hal böyle olunca, öncelikle dava dışı 1995 doğumlu D.'nun, davalının mirasbırakanla müşterek evliliğinden olma kızı olup aralarında çıkar çatışması olduğu ve terekeye iade istekli davada dava dışı ortaklar bulunduğu gözetilerek davaya katılmayan ortakların olurlarının alınması ya da miras şirketine Medeni Kanunun 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile davanın görülebilirlik koşulunun yerine getirilmesi; ondan sonra, kamu düzeniyle ilgisi nedeniyle ehliyetsizliğin saptanması halinde öteki nedenlerin incelenmesi gereği ortadan kalkacağından ehliyetsizlik iddiasının yukarıda açıklanan ilkeler ve yasa hükümleri çerçevesinde miras bırakanın tedavi gördüğü tüm sağlık kuruluşlarından tedavisiyle ilgili belge, hasta tabela ve müşahade kağıtları ile grafilerinin getirtilmesi, murisin akit tarihinde hukuki ehliyetinin bulunup bulunmadığının saptanması bakımından 2659 Sayılı Yasa'nın 7. ve 16. maddesi hükümleri uyarınca Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesinden rapor alınması, miras bırakanın temlik sırasında hukuki ehliyete haiz olduğunun anlaşılması durumunda, muris muvazaası iddiası ile tenkis isteğinin değerlendirilmesi ve ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir…” Tapu iptali ve tescil davaları hakkında daha detaylı bilgi edinmek için Avukat İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu iletişim bölümünden iletişime geçebilirsiniz. İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu olarak Adalar, Ataşehir, Beykoz, Çekmeköy, Kadıköy, Kartal, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Şile, Tuzla, Ümraniye, Üsküdar, Arnavutköy, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Başakşehir, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Esenler, Esenyurt, Eyüp, Fatih, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kâğıthane, Küçükçekmece, Sarıyer, Silivri, Sultangazi, Şişli, Zeytinburnu bölgeleri ile Bursa ve Kocaeli şehirlerindeki ayrıca Darıca ile Gebze bölgesindeki müvekkillerimize hizmet vermekteyiz.