İŞÇİNİN KORONAVİRÜS SALGIN HASTALIĞINA YAKALANMASI İŞ KAZASI NİTELİĞİ TAŞIR MI?

Anasayfa / Blog / İŞÇİNİN KORONAVİRÜS SALGIN HASTALIĞINA YAKALANMASI İŞ KAZASI NİTELİĞİ TAŞIR MI?


İŞÇİNİN KORONAVİRÜS SALGIN HASTALIĞINA YAKALANMASI İŞ KAZASI NİTELİĞİ TAŞIR MI?

 

Tüm dünyada etkili olan COVİD-19 salgını karşısında İş Sağlığı ve Güvenliği bakımından da birtakım sonuçlar doğmaktadır. Bu salgının yayılmasını kısıtlamak ve salgınla başa çıkmak amacıyla toplu yaşam ve kullanım alanlarından biri olan işyerlerinde de önleyici tedbirlerin alınması gerekmektedir. Özel sektörde bazı işverenler tarafından uzaktan/evden çalışma usulüne geçilmiştir. Gerekli donanıma ve altyapıya sahip olan işyerlerinde evden/uzaktan çalışma yapılması mümkünken işin niteliği gereği uzaktan çalışma uygulanması mümkün olmayan işyerlerinde işverenler tarafından iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınması gerekmektedir.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4.maddesinde işverenlerin, çalışanlarının sağlık ve güvenliğinden sorumlu olduğu belirtilerek bu kapsamda neler yapılması gerektiği düzenlenmiştir. Buna göre:

İŞVERENİN GENEL YÜKÜMLÜLÜĞÜ 

Madde 4 

 (1) İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; 

a) Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. 

b) İşyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.

 c) Risk değerlendirmesi yapar veya yaptırır. 

ç) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne alır. 

d) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır. 

(2) İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.

 (3) Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez. 

(4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz.

 

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KAPSAMINDA GEREKLİ TEDBİRLER ALINMADIĞI TAKTİRDE İŞÇİLERE ÇALIŞMAKTAN KAÇINMA HAKKI TANINMIŞTIR.

Bu madde düzenlemesinin korona virüs salgını yaşanan bugünlerde daha da önemli olacağı açıktır. Öncelikle belirtmek gerekir ki işçilerin bu salgın süresince de sağlık ve güvenlikleri için gerekli tedbirlerin alınması için talepte bulunma hakları vardır. Kanun’un 13. maddesinde, ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışanların iş sağlığı ve güvenliği kuruluna, kurulun bulunmadığı işyerlerinde ise işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebileceği düzenlenmiştir. İşçiler, sağlıkları ve güvenlikleri açısından gerekli önlemler alınıncaya dek çalışmaktan kaçınma haklarını kullanabilirler.

Tüm bunlara rağmen işveren hala gerekli önlemleri almamakta ısrarcı davranıyorsa, çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye atıyorsa işçiler, İş Kanunu’nun 24. Maddesine dayanarak iş sözleşmelerini haklı nedenle feshedebilirler. 

 

Yukarıda paylaştığımız 4. Maddede de görüleceği üzere; işveren, işyerinde Koronavirüs tehlikesi belirlendikten sonra bu tehlikeyi analiz etmeli, riskleri tespit etmeli, kontrol tedbirlerini belirlemeli ve işyerindeki tüm düzeni buna göre yenilemelidir. Ayrıca bu amaçla işçilerin kendi sağlıkları ve güvenlikleri açısından virüs ve virüsten korunma yolları hakkında bilgilendirilmeleri, işyerlerinde dezenfektasyon çalışmaları yapılması, işçilere koruyucu malzemelerin temini vb. önlemlerin kararlaştırılması gerekmektedir. İşveren Kanun’dan doğan yükümlülüklerine aykırı hareket eder ise hem cezai hem de hukuki sorumlulukları doğacaktır.

İşçinin Koronavirüs salgın hastalığına işveren tarafından yürütülmekte olan iş sebebiyle yakalandığının tespit edilmesi durumunda bu durum iş kazası olarak kabul edilecek olup işverenin yine sorumluluğu doğacaktır.

 

İŞÇİNİN KORONAVİRÜS SALGIN HASTALIĞINA YAKALANMASININ İŞ KAZASI NİTELİĞİ TAŞIR MI?

İş kazası, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda şöyle tanımlanmıştır:

 

İŞ KAZASININ TANIMI 

MADDE 13

 İş kazası; 

a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

 b) (Değişik: 17/4/2008-5754/8 md.) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, 

c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, 

d) (Değişik: 17/4/2008-5754/8 md.) B

bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.

 

KISACASI İŞÇİNİN KORONAVİRÜS SALGIN HASTALIĞINA İŞVEREN TARAFINDAN YÜRÜTÜLMEKTE OLAN İŞ SEBEBİYLE YAKALANDIĞININ TESPİT EDİLMESİ DURUMUNDA BU DURUM İŞ KAZASI OLARAK KABUL EDİLECEK OLUP İŞVERENİN YİNE SORUMLULUĞU DOĞACAKTIR.

 

BENZER BİR VÜRÜS SALGINI SONUCU BULAŞAN VİRÜSE BAĞLI ÖLÜM YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ TARAFINDAN İŞ KAZASI OLARAK KABUL EDİLMİŞ OLUP EMSAL YARGITAY KARARI AŞAĞIDA SUNULMUŞTUR.

 

İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu olarak Adalar, Ataşehir, Beykoz, Çekmeköy, Kadıköy, Kartal, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Şile, Tuzla, Ümraniye, Üsküdar, Arnavutköy, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Başakşehir, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Esenler, Esenyurt, Eyüp, Fatih, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kâğıthane, Küçükçekmece, Sarıyer, Silivri, Sultangazi, Şişli, Zeytinburnu bölgeleri ile Bursa ve Kocaeli şehirlerindeki ayrıca Darıca ile Gebze bölgesindeki müvekkillerimize hizmet vermekteyiz. Daha detaylı bilgi edinmek için Avukat İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu iletişim bölümünden iletişime geçebilirsiniz.

 

YARGITAY 21. Hukuk Dairesi 

2018/5018 E., 2019/2931 K.

“Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanunun 13. maddesinde iş kazasının unsurları;

 a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

b)İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,

c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,

e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olay..." olarak belirtilmiştir.

Açıklanan madde hükmüne göre, iş kazası; maddede sayılı olarak belirtilmiş hal ve durumlardan herhangi birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen veya ruhen zarara uğratan olaydır.

 

Yasada iş kazası, sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hale getiren olay olarak tanımlandığından, olayın etkilerinin bir süre devam ederek zaman içinde artması ve buna bağlı olarak sonucun daha sonra gerçekleşmesi mümkündür. Yani, iş kazası ani bir olay şeklinde ortaya çıkıp ,buna bağlı olarak zarar, derhal gerçekleşebileceği gibi, gazdan zehirlenme olayında olduğu şekilde etkileri daha sonra da ortaya çıkabilir. Sonradan oluşan zarar ile olay arasında uygun illiyet bağı bulunması koşuluyla olay iş kazası kabul edilmelidir.

Yasanın iş kazasını sigortalıyı zarara uğratan olay biçiminde nitelendirmiş olması illiyet (nedensellik) bağını iş kazasının bir unsuru olarak ele almayı gerektirmiştir. Ne var ki, burada aranan “uygun illiyet (nedensellik) bağı” olup, bu da yasanın aradığı hal ve durumlardan herhangi birinde gerçekleşme olgusu ile sonucun birbiriyle örtüşmesi olarak anlaşılmalı, yasada olmadığı halde, herhangi başkaca kısıtlayıcı bir koşulun varlığı aranmamalıdır.

Kısacası; anılan yasal düzenleme, sosyal güvenlik hukuku ilkeleri içinde değerlendirilmeli; maddede yer alan herhangi bir hale uygunluk varsa zararlandırıcı sigorta olayının kaynağının işçi olup olmaması ya da ortaya çıkmasındaki diğer etkenlerin değerlendirilmesinde dar bir yoruma gidilmemelidir. (HGK 2009/21-400 Esas,432 Karar )

Somut olayda, tır şoförü olan davacı murisinin 26.11.2009 tarihinde davalı işveren tarafından Ukrayna’ya sefere gönderildiği,11.12.2009 tarihinde Türkiye’ye giriş yaptığı, Adli Tıp Kurumu raporunda, H1N1 virüsünün kuluçka süresinin 1-4 gün arasında değiştiği, murisin 13.12.2009 tarihli hastaneye başvurusunda belirttiği şikayetlerin hastalığın başlangıç belirtileri olduğu taktirde hastalığın bulaşmasının bu tarihten 1-4 gün öncesinde gerçekleşmiş olacağının bildirildiği, buna göre davacı murisinin, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle Ukrayna’ya yapılan sefer sırasında bulaştığı yukarıda belirtilen rapor kapsamından anlaşılan H1N1 virüsüne bağlı olarak, daha sonra meydana gelen ölümünün iş kazası olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır.

O halde, davacı ve davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır…”