TRAFİK KAZASI NEDENİYLE AÇILACAK TAZMİNAT DAVASI EMSAL YARGITAY KARARI

Anasayfa / Blog / TRAFİK KAZASI NEDENİYLE AÇILACAK TAZMİNAT DAVASI EMSAL YARGITAY KARARI


TRAFİK KAZASI NEDENİYLE AÇILACAK TAZMİNAT DAVASI EMSAL YARGITAY KARARI

 

 

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

Esas Numarası: 2012/4-107

Karar Numarası: 2012/326

Karar Tarihi: 30.05.2012

TRAFİK KAZASI NEDENİYLE TAZMİNAT

ÖZETİ: Kaza araçtaki bozukluk nedeni ile meydana geldiğine göre, davalı işletenin sorumlu tutulması, davacının da zararın meydana gelmesindeki kusurlu eylemi dikkate alınarak 818 sayılı BK’nun 44. ve bu maddenin daha özel bir düzenlemesi olan 2918 s. KTK’nun 86/2. maddeleri gözetilerek uygun bir indirim yapılması gerekli iken önceki karar da direnilmesi usul ve yasaya uygun değildir.

Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 16.09.2010 gün ve 2009/38 E. 2010/228 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 12.04.2011 gün ve 2011/3409-4009 sayılı ilamı ile,

(...Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalılardan C. Kara’ya yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.

2- Diğer davalı A… Kardeşler Unlu Mamulleri Sanayi İnşaat Turizm Ticaret Ltd. Şti’ne yönelik temyiz itirazına gelince; dava, trafik kazası nedeniyle yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.

Davacı, davalı sürücünün aracını buzlanan yolda geri geri kaydırması nedeniyle, davalı yanın aracı ile kendi aracı arasında kalarak yaralandığını, davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu belirterek, davalıların maddi ve manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir.

Davalılar ise, kusur raporlarını kabul etmediklerini ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

Yerel mahkemece, kendi isteği ile kayan aracın arkasına geçen davacının, kendi eylemi nedeniyle yaralanarak zarara uğradığını, davalıların kusurlu veya kusursuz olmalarının hukuki önemini yitirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden; ceza yargılaması sırasında alınan bilirkişi kurulu raporunda davacı ile davalı sürücünün 4/8’er oranda kusurlu bulundukları, yerel mahkemece Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan raporda davalı sürücünün kusursuz, davacının ise tam kusurlu olduğunun belirtildiği, bilirkişi kurulundan alınan raporda davacı ile davalı sürücünün % 50’şer oranda kusurlu olduklarının açıklandığı, son olarak Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan raporda ise; davacının % 50 kusurlu olduğu, davalı yan aracının kontrolsüzce geri geri kayarak davacıya çarpmasının kazanın oluşumunda % 50 oranda etkili olduğu, davalı sürücünün kusursuz olduğu, teknik arıza nedeniyle işleten davalı Şirket'in % 50 oranda kusursuz sorumluluğunun bulunduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.

Olayın gelişim biçimine göre Adli Tıp Kurumu'ndan alınan son raporun kazanın oluşumuna ve dosya kapsamına daha uygun olduğu sonucuna varılmaktadır.

Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davacının uğradığı zararın kapsamı belirlendikten sonra davalı Şirket'in son alınan raporuna göre % 50 kusuru oranında sorumlu tutulması gerekirken, kanıtlar yanlış takdir edilip yerinde olmayan yazılı gerekçeyle istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.)

gerekçesiyle yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalılardan A... Kardeşler Unlu Mamulleri Sanayi İnşaat Turizm Ticaret Ltd Şti yönünden bozulmasına, diğer davalı C. K.’ya yönelik temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine karar verilerek dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava trafik kazası nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece istemin reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yukarıda başlık bölümünde belirtilen gerekçe ile mahkeme kararı bozulmuştur.

Bozma üzerine yapılan yargılamada mahkemece önceki hükümde direnilmiştir. Direnme hükmü davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önünde gelen uyuşmazlık; davacının uğradığı zararın kapsamı belirlendikten sonra davalı şirketin son alınan kusur raporuna göre % 50 kusuru oranında sorumlu tutulmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu gibi, aynı kanunun 85/4. fıkrası uyarınca da aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin de kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.

Bu düzenlemeler dikkate alındığında; işletenin sorumluluğu, genelde, neden (objektif), özelde ise, objektif sorumluluğun ağırlaştırılmış biçimi olan tehlike sorumluluğuna dayanmaktadır.

İşletenin motorlu aracın işletilmesinden doğan zarardan sorumluluğu için ne kendisinin ne de sürücü ile aracın işletilmesine katılan yardımcı kişilerin kusuru aranmayacaktır. Zararın motorlu aracın işletilmesinin uygun sonucu, nedeni olması yeterlidir; işleten sınırlı olan kurutuluş nedenlerinden birinin bulunması ve ek kusurunun olmaması koşuluyla sorumluluktan kurutulabilecektir (Aşçıoğlu Çetin, Trafik Kazalarından Doğan Hukuk ve Ceza Sorumlulukları, 2. bası, 2008, s.49)

Bir başka deyişle; 2918 s. KTK’nun 85/1. maddesinden gösterilen koşulların hepsinin birlikte gerçekleşmesi durumunda, işletenin tehlike sorumluluğu kural olarak gerçekleşmiş olacaktır. Ne var ki, yasada düzenlenen genel ve özel kurtuluş nedenlerinin birine dayanarak sorumluluktan kurtulması olanağı da vardır. İşleten bu kurtuluş nedenlerinden birinin varlığını kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilecektir.

2918 s. KTK’nun 86/1. maddesinde sorumluluktan genel kurtuluş nedenleri düzenlenmiştir. İşleten kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın; kazanın “bir mücbir sebepten” ya da “zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan” ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulacaktır.

İşletenin üç nedenden birine dayanarak (mücbir sebep, zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru) sorumluluktan kurtulabilmesi için öncelikle iki ortak unsurun birlikte bulunması gereklidir.

2918 sayılı KTK’nun 85/1. maddesine göre, sorumluluğu için kusur aranmayan işletenin sorumluluktan kurtuluş nedenleri ileri sürebilmesi için öncelikle olayda ne kendisinin ne de eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurunun bulunmaması gereklidir.

İşletenin sorumluluktan kurtuluş nedenleri ileri sürebilmesi için bulunması gereken diğer şart ise araçtaki bozukluğun kazayı etkilememiş olmasıdır. İşleten, araçtaki bozuklukların sonuçlarına katlanmak zorundadır; kazayı ve zararı etkilemesi durumunda kurtuluş nedeninden yararlanamaz.

Yukarda belirtilen şartların oluşması halinde işleten, ancak aşağıda belirtilen kurtuluş nedenlerine dayanarak sorumluluktan kurtulma imkanı sahip olacaktır.

İşleten, işletilenin çalışma ve işletilmesi dışında meydana gelen, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün bulunmayan olağanüstü kaçınılmaz bir olaydan (mücbir sebepten) dolayı sorumluluktan kurtulabileceği gibi; zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru halinde de sorumluluktan kurtulabilir. Üçüncü kişiden amaç zarar gören ve işleten ile bunların eylemlerinden sorumlu olduğu kişiler dışında kalan ve aracın işletilmesiyle ilgisi olmayan kişilerdir.

Bunun dışında; 2918 s. KTK’nun 107. maddesinde; işleten kendisinin ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerden birinin aracın çalınmasında veya gasp edilmesinde kusurlu olmadığını ispat etmesi halinde sorumlu tutulmayacağı düzenlenmiştir.

Somut olaya gelince; davalı işletene ait olup, diğer davalı C. K.’nın kullandığı aracın, rampada tekerleğindeki zincirin kırılması nedeni ile geri geri kaydığı, bunu gören davacının kendi aracını korumak amacıyla kayan aracı iterek durdurmaya çalıştığı ve bu esnada yaralandığı sabittir.

Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’na ait rapora göre davacı İ. D.'nın %50 oranında kusurlu olduğu, davalı taraf aracının kontrolsüzce geri kayarak davacıya çarpmasının %50 oranında etkili olduğu, davalı sürücü C. K.’nın kusursuz olduğu, teknik arıza sebebiyle kamyonet maliki işleten davalı şirketin %50 oranında kusursuz sorumlu oldukları belirtilmiştir.

Olayın bu oluş şekli dikkate alındığında davalı, işletene ait aracın tekerindeki zincirin kırılması nedeni ile geriye doğru kaymaya başladığı, davacının aracını korumak amacıyla davalıya ait aracın arkasına geçerek iteklemeye çalıştığı ve ayağının kayması sonucunda da aracın darbesi ile yaralandığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda belirtildiği üzere öncelikle 2918 s. KTK 86’nun maddesinde işletenin kurtuluş beyinnesi ileri sürebilmesi için gerekli şartların oluşup oluşmadığına, sonrasında ise sorumluluktan kurtulması için gerekli şartların davalı tarafından ispat edilip edilmediğine bakılmalıdır.

2918 s. KTK’nun 86. madde dikkate alındığında, somut olayda; işletenin sorumluluktan kurtulabilmesi için ilkin araçtaki bir bozukluğun kazayı etkilemediğini ispat etmesi ve sonrasında ise kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat etmesi gereklidir.

Yukarı da açıklandığı üzere kaza, işletene ait aracın tekerindeki zincirin kırılması ve aracın geriye doğru kayması sonucu meydana gelmiştir. Bu oluş şekli dikkate alındığında artık davalı işletenin sorumluluktan kurtuluş nedenleri olan “kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiği” hususunun ispat edilmesine gerek kalmamıştır. Çünkü kaza araçtaki bozukluk nedeni ile meydana geldiğine göre işleten artık kusursuz sorumludur.

Ancak hemen burada şunun da ifade edilmesi gereklidir; zararın meydana gelmesinde davacının da etkisi yadsınamaz bir gerçektir. Davacının kayan aracın arkasına geçerek zararın artmasına neden olmasının ve bu zararın tamamının da davalı işleten tarafından karşılanmasının adil olmayacağı da açıktır.

Kural olarak sorumluluğun belirlenmesinden sonra zararın tespit edilmesi ve bu aşamadan sonra davalı tarafından ödenecek tazminat miktarının belirlenmesi gereklidir. Bu arada tazminatın zarardan fazla olma imkanı bulunmamaktadır. Zarardan eksik olabileceğine göre bu aşamada belirlenen zarardan indirim söz konusu olup olmayacağının saptanması gereklidir.

KTK’nun 86/2 maddesinde “sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir.” Hükmü getirilmiştir. Maddedeki “durum ve koşullara göre” ibaresi hakime geniş yorum olanağı ve takdir hakkı sağlamıştır. Bu düzenleme dikkate alındığında zarar görenin ağır kusuru işletene sorumluluktan kurtulma imkanı tanımıyorsa, işletenin sorumlu olduğu tazminat miktarından KTK 86/2 maddesine göre indirim yapılması, ancak indirim yapılırken davalı işletenin sorumluluğunun tehlike sorumluluğuna dayanan bir sorumluluk olduğunun gözden kaçırılmaması gereklidir.

Bu nedenle, kaza araçtaki bozukluk nedeni ile meydana geldiğine göre, davalı işletenin sorumlu tutulması, davacının da zararın meydana gelmesindeki kusurlu eylemi dikkate alınarak 818 sayılı BK’nun 44. ve bu maddenin daha özel bir düzenlemesi olan 2918 s. KTK’nun 86/2. maddeleri gözetilerek uygun bir indirim yapılması gerekli iken önceki karar da direnilmesi usul ve yasaya uygun değildir.

Yukarıda açıklanan bu değişik nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır.

Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen değişik nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı kanunun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 30.05.2012 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.

 

 

İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu olarak Adalar, Ataşehir, Beykoz, Çekmeköy, Kadıköy, Kartal, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Şile, Tuzla, Ümraniye, Üsküdar, Arnavutköy, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Başakşehir, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Esenler, Esenyurt, Eyüp, Fatih, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kâğıthane, Küçükçekmece, Sarıyer, Silivri, Sultangazi, Şişli, Zeytinburnu bölgeleri ile Bursa ve Kocaeli şehirlerindeki ayrıca Darıca ile Gebze bölgesindeki müvekkillerimize hizmet vermekteyiz. Daha detaylı bilgi edinmek için Avukat İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu iletişim bölümünden iletişime geçebilirsiniz.